Anasayfa
Fark Yayınları Yeni Çıkanlar

 VATAN – MİLLET – KİMLİK – MİLLİYETÇİLİK – BAYRAK – ŞEHİT - ATATÜRK GİBİ DEĞERLERİN, PSİKOLOJİK OPERASYONLARIN BAŞLICA HEDEFİ OLMASININ ARDINDA YATAN GERÇEKLER…

Toplumlardaki anlam ortaklığının yoğunluğu milletin inşasını kolaylaştırırken, anlam farklılığının şiddeti de milletin çözülmesini hızlandırmaktadır. Birlikte yaşayanların tarihe, topluma, toprağa ve yaşama yükledikleri anlam farklılıkları; güveni sarsmaya, değer kaybına ve varlığın zedelenmesine neden olurken, yönlendirilen ve kullanılan birçok insanın iyi irdelenmesi halinde, karşılaştığımız gerçek; bu insanların toplumun ortak anlam bilincine sahip olmadıkları göstermektedir.

Bütün bu nedenlerden dolayı; vatan, millet, kimlik, milliyetçilik, bayrak, şehit ve Atatürk gibi değerler psikolojik operasyonların başlıca hedefidir.

Türkiye'ye Yönelik Psikolojik Operasyonlar çift yönlü gerçekleşmektedir. Birincisi toprağa ve mülkiyete yönelik psikolojik operasyonlar, İkincisi ülkenin üzerinde yaşayan kültüre ve halka yönelik psikolojik operasyonlar…

Bir yandan etnisite, kimlik, milliyet, mezhep tartışmaları ile, diğer yandan soykırım, terör ve krizle ülkenin sosyal dokusu çözülmeye çalışılmaktadır.

Türk tarihi "soykırım" suçlamasıyla mahkûm edilmek istenmektedir. Bu amaçla milleti birbirine bağlayan kavramları önemsizleştirme, etkisizleştirme ve değersizleştirme projeleri devreye girmektedir.

Bu çalışma ile, Türkiye'ye yönelik terör, kriz, demokrasi, farklılıklar, insan hakları, ikinci cumhuriyet ve "soykırım" temelinde yürütülen psikolojik operasyonlar ile arka planları üzerindeki ayrıntılara ulaşmak özellikle hedeflenmiştir. Bilinmelidir ki,  Türkiye Cumhuriyeti, üzerinde çok yönlü küresel oyunların oynandığı bir ülke konumundadır.

a

  

 GERİYE DÖNÜŞ

TÜRK – YUNAN SAVAŞINA FARKLI BİR BAKIŞ AÇISI

TÜRK – YUNAN SAVAŞINA FARKLI BİR BAKIŞ AÇISIBir gün İNSANLIK kazanacak,

Maalesef o güne kadar, binlerce masum insan, dünyanın her yerinde tarih boyunca süre geldiği üzere, basiretsiz yöneticilerin kişisel ihtiraslarının kurbanı olarak, katledileceklerdir...

Birbirinden farklı insanların, mutlu bir toplum olarak  yaşamalarının özünde  din, dil, ırk veya milliyet farkı gözetmeksizin, karşılıklı yaşam sınırlarına ve haklarına saygı duymalarının etken olduğuna inanmaktayım.  Bir ağaç gibi hür, bir orman gibi kardeşçesine…

Bu kitapta, Yüzyıllarca birlikte yaşayan Türk ve Yunan milletlerinin dostluklarının, politik çıkarlar uğruna nasıl yok edildiğini, Yakın tarihimizde yaşanan acı savaştaki. binlerce trajik yaşam hikayesinden sadece bir tanesiyle anlatılmaya çalışılmıştır.

Yok edilen yaşamlar, dağıtılan aileler, toplu katliamlar, tecavüzler ve binlercesi…Üç yıllık "Yunan Küçük Asya" seferine sıkıştırılmıştır.

Bu savaşın kazananı,: yokluklar içinde var olma mücadelesi veren, özgürlüğünü kazanmak için varını yoğunu ortaya koyan TÜRK ULUSU,

Kaybedenleri  ise;  Medeniyetin beşiği olarak kabul edilen Yunan halkı, yöneticileri, ordusu ve  İNSANLIK olmuştur.

Tarih, iki millete de bir kan davası bırakmıştır. Umarım bizlerde gelecek kuşaklara dostça yaşama  azmini bırakabiliriz.

a

 

 

TEO-STRATEJİLER VE TÜRKİYE

BU ÇALIŞMANIN İÇİNDE YER ALAN KAYNAKLARA DAYALI ÇIKARIMLAR, AĞIR VE TANIMLAYICI OLARAK ALGILANABİLİR.

 

Misyon ve ekümenizm; Tanrı’nın planı ve stratejisidir. Kilise ve batılı devletler, değişen ve gelişen dünya stratejisine göre dini-politik stratejiler üretirler. Farklı bir dille sürdürülen bu faaliyet; ortak bir inancın ve politikanın sonucudur.  

                Kiliseyi gün ışığına çıkartma ve diyalog, Soğuk Savaş’ın kutsal cephesini tanımlar. Batılı devletleri Hıristiyan köklerde buluşturma ve ötekileştirme, Üçüncü Binyıl Misyonu, ABD’nin ürettiği “haydut devletleri” özgürleştirme, Ortadoğu ve Ortasya’yı yeniden inşa etme stratejisinin bir parçasıdır.  

                Soğuk Savaş döneminde tampon kordununa yerleştirilen Türkiye, yeni dünya sisteminde sınır ülkedir. Aynı zamanda ‘İncil ülkesi’ olarak görülen Türkiye, batılı devletlerin ürettiği ekonomik ve politik kurallara uydurulması gereken bir ülkedir. Bir taraftan diplomatik kanallarla diğer taraftan kuralsız eylem olarak adlandırılan terör yoluyla Türkiye kıskaç altına alınmaktadır.  

Hıristiyanlığın batı ve doğu eksenli teo-stratejik mantığına göre Türkiye, ya tarihi ve kültürel yapısını terk ederek batılı devletlerin misyonuna tabi olacak ya da bu coğrafyanın yeniden inşası için parçalanacaktır.  

Elinizdeki kitap, batı ve doğu merkezli politik-stratejik modellerle kiliselerin geliştirdiği teo-stratejik modellerin buluştuğu noktaları aydınlatmayı amaçlamaktadır. Anılan modellerin ve projelerin içinde yer alanlar kendilerini her ne kadar “kutsallık-özgürlük-demokratlık” üçlemi altında sunsalar, “dünya barışı için İsa Mesih’in etrafında birleşelim” çağrısı yapsalar da, bunlar, siyasi dilde beşinci özgürlük olarak tanımlanan esaretin sözcüleridir. 

Bu çalışmanın içinde yer alan kaynaklara dayalı çıkarımlar, ağır ve tanımlayıcı olarak algılanabilir. Ne var ki gerçekler ürkütücü ve acıdır. Önümüzdeki yıllar, bu coğrafya dünyanın muharebe hatları olacaktır. Teo-Stratejik modellerin işareti budur.
 
Yükseklerin Tanrıları Tüm Seçkin Kitabevleri ve Marketlerde

Devamını oku...
 
<